AŞKIN ADI ” ARDA ”
Bir varmış bir yokmuş , evvel zaman içinde ” karpuz ” zaman içinde bir küçücük kız çocuğu varmış ; bu küçük kız çocuğunun adı Purçoymuş….
Kendi hayal ülkesinde yaşar , yaşadıklarıyla mutlu olur hüzünlenir , evrenin ve ömrünün ona sunduklarıyla kaderini birleştirip , küçük taştan yollar yaparmış kendisine…Hergün dizdiği bu taşlardan birinin üzerinde durur ve tadını çıkara çıkara o günün getirdiklerini yaşar , taşa günü gömer , ertesi günde bir sonraki taşa geçermiş…
Gel zaman git zaman basıp geçtiği , günleri saydığı taşlar gittikçe çoğalmaya başlamış…
Durduğu taş alevden kor olmuş değil ayaklarını yüreğini yakmış cayır cayır en derinden…Sonradan öğrenmiş ki sevdaymış bu taşın adı ; kendi kendine dizdiği taştan yolun son basamağıymış burası..
Sevdayı öğrendiğinde ; artık taşları kendi yoluna değil sevdicekle birlikte ” kendilerinin ” yoluna dizmeye karar vermiş..Bir başınayken , bir başlarına aile olmaya yemin etmişler…
Purço , küçüklükten bilirmiş her ağacın bir mevsim meyve verdiğini ama bilmezmiş kendininde bir ağaç olduğunu , her mevsim meyve verebileceğini..Öğrenmiş..
İlk meyvesi düşmüş dalından…İşte o zaman sevdanın adı AŞK oluvermiş kendiliğinden..Kendi kendine dizdiği hiçbir taşta yaşamamış bundan güzelini , özelini … O artık bir anneymiş , kutsalmış , yüreği evladına çarpanmış , gözünden sakınanmış , herkesten kıskananmış , canını verecek kadarmış , bundan gayri her taşın altına onu yazanmış , aşkının adını ARDA koyanmış…..
Zaman su olup akıvermiş , süt kokulu meyvesinin 3.yaşını kutlamış geçen hafta .. Masal bu ya ; bitmemiş , daha nice yaşlarını görebilmeyi dilemiş Purço taaa ki ” O ersin muradına , biz çıkalım kerevetine ” kadar …………

SÜNGER BOB’UN BABASI ; SÜNGER ŞEHMUZ !!
Efenimmmmm , karagözlü uzun boylu bu yakışıklıyı huzurlarınızda takdim ederim ; namı meşhur Sünger Bob’un babası Sünger Şehmuz !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Sevgili adaşımın yolundan giderek 30×30 luk kare çemberde pişirdiğim pandispanyayı kes-yapıştır yaparken ki göz orantım fazla kaçınca ve evde var sandığım mavi gıda boyasının aslında hiç olmadığını kaplama bitipte sıra gözleri oluşturmaya geldiğinde anlayınca ” Madem öyle , gözler kara , gömlek cebine bi mendil iki kalem , al sana Bob’un babası Sünger Şehmuz ” diyiverdim…

Pandispanyam yine garantili ve çok ama çok keyif aldığım bir lezzet..
Sevgili Müge’nin kakaolu yoğurtlu pandispanyası..
Tarifi aynen Müge’nin dilinden aktarıyorum ama muhakkak tarifi asıl sahibinde ziyaret edin derim , çok önemli püf noktaları ile beraber ayrıntıları yer almakta..
YOĞURTLU KAKAOLU PANDİSPANYA (24 cm’lik kalıp için)
Malzemeler
· 4 Adet Yumurta
· 4 Türk Kahvesi Fincanı Toz Şeker
· 3 Türk Kahvesi Fincanı Un
· 1 Türk Kahvesi Fincanı Yoğurt
· 2 Yemek Kaşığı Kakao
· 2 Yemek Kaşığı Sıvı Yağ
· 3 Yemek Kaşığı Kaynar Su
· 1 Paket Kabartma Tozu
· 1 Paket Vanilya
Pandispanya Yapılışı
· Yumurta aklarını cam bir kasede krem şanti kıvamına gelinceye kadar çırpın.
· Ayrı bir kasede yumurta sarılarını, şeker ve kaynar su ile şeker eriyinceye kadar yaklaşık 6-7 dk. çırpın.
· Toz malzemeleri birlikte eleyin, yumurta akları ve sarıları ile birleştirerek çok az daha çırpın.
· Yağlanmış ve unlanmış kalıba dökerek, önceden ısıtılmış 180 derece fırında yaklaşık 30-35 dk. batırdığınız kürdan temiz çıkıncaya kadar pişirin.
*****
Bu sefer kendisininde tavsiyesi ile ölçüyü 2 katına çıkararak hazırladığım pandispanyayı 30×30 luk kare çemberde pişirdim ve soğuduktan sonra göz kararı karenin bir tarafını boylu boyunca kesip alta monteleyerek dikdörtgen elde ettikten sonra pandispanyayı 2 kata ayırdım.
Bu pandispanya kendinden nemli ve yumuşacık olmasına rağmen ben sadece taban katını 1 bardaktan 1 parmak kadar eksik soğuk süt ile ıslattım..
Ara krema ve pastayı sıvamak için 3 paket Cappucinolu Creme’Ole yi 6,5 su bardağı soğuk sütle hazırlayıp kullandım..
Kakaolu ıslak pandispanya ile Cappucinolu Creme’Ole birleşip pasta oluştuğunda , başka herhangi bir aromaya ” meyve , parça çikolata gibi ” ihtiyacı olmayacak kadar enfes bir lezzet ortaya çıkıyor..
Son aşama olarak , resimlerden bakarak kaplamasını ve şekillendirmesini tamamlayarak , ertesi gün kutlanacak doğumgününe kadar pastayı BUZDOLABINDA muhafaza ettim.

İftar yemeği sonrası mumları üflenen pasta , Arda’nın ” Anne kesmeyelim böyle kalsın yütfen ” demesi üzerine kendisinden gizli kesilerek ikram edildi ve herkesten tam not aldı..
İftar sofrası ile ilgili çok orjinal görüntülerim yok ama fikir olması açısından belki ilerleyen günlerde ayrıca paylaşabilirim zira bu tarif çok uzun oldu ve çok vaktimi aldı..
Herkese keyifli bir hafta diliyorum…
****
***
**
*