UMUMİ :) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
UMUMİ :) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2009 Salı

BİRAZ DA GÜLELİM !!!


YURDUM İNSANI VE SATIŞ / PAZARLAMA STRATEJİLERİ :)
GERÇİ BİZ BUNA PRATİKLİK DİYORUZ AMA ........



EYYYY GİDİ LAZ UŞAĞI EYYY !! SANA DİYECEK LAF YOKTUR :):)



BABALAR VE OĞULLARI :)))))










20 Ekim 2008 Pazartesi

VİCDANIMIN ; BAKIRKÖY - ESENLER ARASI


Ağırlık çöküyor yavaş yavaş , boynum başımı tutmakta zorlanıyor..Direniyorum , direncim gözlerime yetmiyor..Biri kapanıyor , diğerini açık tutmak için zorluyorum kendimi..Ya durağı kaçırırsam ??

Bambaşka hayatların izini taşıyor , gözümün önünden yavaşça akıp giden yol ile aramdaki puslu cam.Kiminin el kiminin saç kiminin yanak izi , kiminin alın lekesi…Lekenin altındaki hayat hikayesi …Kadını erkeği , çoluğu çocuğu , işsizi avaresi , evlisi bekarı , aşığı yalnızı , mutlusu üzgünü , genci yaşlısı , acısı ve tatlısı….Düşündükçe direncim azalıyor…..


Ha bir gayret başımı kaldırıyorum , azıcık diğer insanları seyredersem açılırım diyorum.Ayakta güç bela tutunan yaşlı bir adamın lacivert düğmelerine takılıyor gözüm , istem dışı hemen başımı çeviriyorum ters yöne..


Sadece birkaç saniye sonra , göz göze gelseydik kalkmak ve yer vermek zorunda kalacaktım diye geçiriyorum içimden.Utanıyorum….Oturduğum yere mıhlanmış kendimden utanıyorum ; halbuki toplu taşıma araçlarında epeyce yaşlısını , hamilesini , küçük çocuklusunu gördüm müydü ilk ben yer verirdim ya kalkamıyorum yerimden…Üzerimdeki şeytani ağırlık hepten çullanıyor.


İki üç dakika sonra yanımdaki kızcağız kalkıp lacivert düğmeli yaşlı adama yer veriyor.Oturur oturmaz yüzündeki tonton dede gülümsemesi ile ;


- Yanına bir dede otursun ister misin ?

- Efendim ?

- Yanına yaşlı bir dede otursun ister misin ?

- Tabii ki , rica ederim , buyrun …

Başımı tekrar cama çevirip düşünüyorum ; kesin onu görmezden geldiğimi gördü !!

- Esenler’e gidiyor mu bu ?

- Evet gidiyor..

Vicdanımı sızlatmak istercesine dirseği ile beni dürterek devam ediyor ;

- Oralı mısın ?

- Efendim …

- Orda mı oturuyorsun ?

- Yok , hayır..Esenler’e gelmeden ineceğim.

- Buralarda mı çalışıyorsun ?

- Evet..


Sesim kısılıyor , çatallanıyor , yaşlı ve tonton bu adamla konuşurken esmer kır saçlı kırklarında yakışıklı bir adamla konusurcasına tutuklanıyor dilim………


Minibüs hareket edeli daha on dakika olmasına ve minibüsün Esenler’e varmasına aşağı yukarı kırk beş dakika olmasına rağmen , lacivert düğmeli tonton adam sessizce yanımdan kalkıyor.Kapıya doğru yanaşırken arkasından bakıyorum , aniden vicdanıma oturduğu gibi aniden iniyor minibüsten.Daha Esenler’e çok vardı diye geçiriyorum içimden…….


Lacivert düğmeli tonton adamın vicdanıma koyup kaçtığı yumrukla öyle bir mücadeleye girmişim ki ; daha bende anısı tazecikken boşalan yerine hamile bir kadın güç bela atıyor kendini……


Görmedim bu sefer gerçekten görmedim , görseydim size muhakkak yer verirdim demeye yelteniyorum ama dilim hala tutuklu………………………………………..


****


Yazının ruhikizimce ana fikri ;

VİCDAN KİŞİSEL BENCİLLİĞİMİZİN DÜRÜSTLÜK ÖLÇÜSÜDÜR.



************


09 Ekim 2008 Perşembe

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ ...



Kader mi ağlarını örmüştü yoksa onlar mı kaderin ipi şişiydi.Kısacık bir şiirle mi başlamıştı gerçekten her şey yoksa zaten birbirleri için mi yaratılmışlardı.Zaman birbirine tam zıt karakterde ve aynı oğlak burcu özelliklerinde bir erkek ve bir kadın için mi durmuştu tam 7 yıl önce…

Onlar bu hikayeyi kendileri mi yazmışlardı? Yoksa yazılmışı mı oynadılar kendilerine?

…………........

Kadın kendini bildi bileli ilk defa böylesine vurulmuştu bir erkeğe.Belki de ilk defa bu kadar çok sevildiği yada sevildiği hissettirildiği , yaşatıldığı içindi.İlk defa bir erkeğin yanında kendisi gibiydi , olduğu gibi kendisiydi, uyum sağlamak zorunda kalmadan uymuştu.İçindeki çocuk ilk defa kendini gizlemeden gün yüzüne çıkmıştı.Adını da unutmuştu geçmişte kalanların , hatıralarını da……………………

Korkular…

Kaçışlar…

Tereddütler…

Ayrılıklar…

Kavgalar…

Olmazlarla dolu , bir o kadarda gerçek bir aşk yaşadılar 3 yıl boyunca..

O iniş çıkışlarla dolu 3 yılın sonrasında ant içmişler bir imza karşılığında birbirlerinin olmaya…

Şimdi ise o kara kaplı ve hikayelerle dolu deftere imza atışlarının 4.yılı bitiyor ; onlar hala mutlu , hala birbirinin , hala aşık …………………

Ve kadın , yüzündeki çocuksu tebessümle ; bu hikaye ömür boyu sürsün diliyor..


.................................................................

" resim internetten alıntıdır "




26 Ağustos 2008 Salı

U BY UNGARO PARFÜMLER


Dünyaca ünlü tasarımcı Emanuel Ungaro’nun imzası, dünyanın en büyük kozmetik şirketlerinden biri olan AVON için tasarladığı U by Ungaro For Her EDP ve U by Ungaro For Him EDT ile ölümsüzleşti. AVON'un Ungaro imzalı parfümleri Suada’da ünlü orkestra ENBE’nin sahne aldığı muhteşem bir partiyle tanıtıldı. Partiye Semra Özal, Erol Evgin, Cansu Dere, Ece Gürsel'in de aralarında bulunduğu pek çok ünlü isim katıldı.

Hiç şüphesiz, Paris şehrinin ışıltısını ve ruhunu çizgilerine en başarılı şekilde yansıtan tasarımcı Emanuel Ungaro’dur. Şimdi dünya çapında tüm kadınlar ve erkekler, ünlü Fransız tasarımcı Emanuel Ungaro’nun modaevinin çizgisini yansıtan, sadece Avon’a özel, ilk kez satışa sunulan U by Ungaro For Her EDP and U by Ungaro For Him EDT ile kendilerini çok özel hissedecek ve Paris şehrinin ışıltısına bürünecekler.

Emanuel Ungaro’nun şaşırtan benzersiz stili Avon’a özel olarak tasarladığı bu iki parfümde hayat buluyor. U by Ungaro For Her EDP ve U by Ungaro For Him EDT...Stilin, özgüvenin ve cazibenin mükemmel bir karışımı! Ungaro imzalı bu parfümler ile siz de kendinizi çok özel hissedeceksiniz! Paris sokaklarının ruhu, en derin duygularınızla birleşecek ve U by Ungaro’da son bulacak…


Kadınsılığın En Somut Örneği!

U by Ungaro For Her EDP kadınsılığın en somut örneği!
U by Ungaro Kadını, özgüven sahibidir ve hep baş döndürücüdür. Ungaro'nun imzasını taşıyan bu baş döndürücü parfüm ise, taze çiçeklerin ağaç kokuları ile zarif ve etkileyici birleşiminden oluşuyor. Parfümün üst notalarındaki bergamot, frezya ve biber; orta notalarındaki akasya ve lotus ile bütünleşiyor. Bu büyüleyici karışım, alt notalardaki sandal ağacı ve misk ile tamamlanıyor.
Özel olarak tasarlanan U for Ungaro For Her EDP’nin ambalajı,, uçuk pembe rengi ve kum saatini andıran şekliyle kadını ve cazibeyi vurguluyor. Göz kamaştırıcı U by Ungaro Kadını’nın kendine olan özgüveni ve hayallerini korkusuzca gerçekleştirme arzusu parfümün bu özel ambalajı ile ön plana çıkıyor.



Ferah, Güçlü ve Son Derece Erkeksi!

U by Ungaro For Him EDT, ferah, güçlü ve son derece erkeksi bir koku… U by Ungaro Erkeği de son derece etkileyici ve karizmatik olmasının yanı sıra özgüven sahibi ve çok cesurdur. Ungaro'nun imzasını taşıyan bu cesur parfüm ise, ferah ve odunsu kokuların muhteşem karışımından oluşuyor. Parfümün üst notalarında mandalina yaprağı, kırmızı greyfurt ve nar bulunuyor. Orta notalardaki sedir ağacı kokuları, alt notalardaki paçuli, sandal ağacı ve Peru balsamı ile birleşiyor.
Özel olarak tasarlanan U for Ungaro For Him EDT’nin ambalajı ise, modern ve sade hatları ile son derece çarpıcı..Keskin dikdörtgen hatlar ve siyah renkli saydam cam ambalaj, U by Ungaro Erkeği’nin iç dünyasındaki cesareti ve kararlılığı vurguluyor.



Hem İndirimli Hem Hediyeli!

Yüzde 25 indirim ile satışa sunulacak U by Ungaro For Her EDP sadece 54,00YTL! Üstelik, U by Ungaro El Çantası Hediyeli!

Yüzde 25 indirim ile satışa sunulacak U by Ungaro For Him EDT ise sadece 49,50YTL! Üstelik, U by Ungaro da Erkek Cüzdanı ve Tıraş Sonrası Losyonu Hediyeli!


“U by Ungaro...Ungaro’nun tasarımlarındaki doğallığı ve tutkuyu bir arada yakalayan bir parfüm...Moda dünyasına yön veren bir tasarımcının Avon’a özel çalışması...”
Esteban Cortazar, Baş Tasarımcı
Emanuel Ungaro Moda Evi

****

SİPARİŞ İÇİN YORUM BIRAKMANIZ YADA " burcin.atmaca@gmail.com " MAİL ATMANIZ YETERLİDİR.

****



28 Temmuz 2008 Pazartesi

TOZ PEMBE DEĞİLMİŞ !


KAYNAĞINDAN EMİN OLMAMAKLA BERABER ; BÜYÜKÇEKMECE VE BAKIRKÖY ' EDE BOMBA KONULACAĞI YÖNÜNDE İHBARLAR VARMIŞ ..


ALNIMIZA YAZILDIYSA KAÇIŞ YOK AMA KALABALIK ORTAMLARDAN UZAK DURMAKTA FAYDA VAR..



Şimdiye kadar çok mu toz pembe gördüm hayatı ? Daha önce de terörün imzaladığı birçok saldırıya , yaralanan ve ölen Türk halkına tanık olmadım mı medyada ?

Hepsi de gerçekti ...Gerçekti ama belkide ilk defa bu kadar yakınımda oluşu , gördüklerim , duyduklarım , kendime kurduğum pembe dünyanın dışındaki o koca karartıyı görmeme sebep oldu dün gece ...

Patlamalardan sadece 3,5 saat önce , yalnızlıktan sıkılıp ; Arda'nın ve eşimin yanımda olmasını hayal ederek başıboş dolaştığım ve her akşam iş çıkışı kısa yada uzun yürüyüşlerimi yaptığım , eşimle elele dolaştığım , Ardamla beraber kuşlara bisküvi attığımız çarşımdaydı terörün lanet parmakları..

Evimle aşağı yukarı 10 apartman mesafede olan çarşımda .. Balkonumdan kafamı uzattığımda huzur veren ışıklı çarşımda ...

Omuzunda yaralı arkadaşlarını taşıyanları , kaldırıma yığılıp annemi bulun diye feryat edenleri , azıcık keyifle konu komşu çarşıda dolaşmaya çıkanların bu sefer çarşıdan kaçışlarını , çarşıdan yükselen acı çığlıkları , televizyondaki tüm detayları gördükten sonra sanırım balkonumdan çarşıya doğru baktığımda o ışıklar bir daha hiç bana huzur vermeyecek..

Saat geceyarısını geçtikten sonra acı bir sessizliğe bürünen mahallemde , evime sadece 100 metre mesafede bulunan hastaneden saat tam 02:15 te , gecenin karanlığını yarıp geçen , tüm Güngören'de yankılanan , iliklerime kadar işleyen ve kanımı donduran ; acısı içine sığmayan bir adamın yürek yakan feryadı ile bir kez daha hayatın toz pembe olmadığını anladım ....

Allah , iç savaş çıkarıp muhalefet yaratırken , dış savaşları göz ardı eden devlet büyüklerine , bu koca memleketi yıkılmadan ayakta tutabilme kabiliyeti versin !

Teröre verdiğimiz şehitlerin mekanı cennet olsun ! Allah tüm yaralılara acil şifalar , ölü yakınlarına sabır versin !

En önemlisi yaşadığımız bu şoku unutma gücü versin !


*
**
***

03 Temmuz 2008 Perşembe

HAPPY BİRTHDAY TO PASTARDİA !!!

***************************

KEYİFLİ BİR YOLCULUK ;


Temmuz-Ağustos 2006 ....

Paşamın ilk doğumgünü telaşı ; ilk yaşı , ilk heyecanım , ilk çocuğum ve herşeyim.

Doğumgünü Eylül'de , fakat garantici oğlak burcu bendeniz 1,5-2 ay öncesinden doğumgünü pastası arayışlarına girmişim ; şeker hamuruyla yapılan pastalarla ilk tanışmam..

Belli başlı pastanelerde bulunan özel modeller ve inanılmaz fiyatlar.. Bütçeye uygun bir model seçildi o sene ama sonradan farkına vardım ki Arda'nın 1.yaşgünü için yaptığım pasta araştırmaları benim hayatıma açılan yepyeni bir kapı oldu............

İlk doğumgünü telaşı bitti ama benim içine düştüğüm bu serüvene heyecanım , nasıl yapılıyor merakım , karşıma çıkan binbir blog inceleyişim hiç bitmedi...

Bu serüveni hep dışardan takip ettim ta ki ; amatörce şeker hamuru kaplı ilk pastamı yaptıktan sonra gelen cesaretle 05 Temmuz 2007 de bloglar alemine katılarak ilk " Merhaba " yı dediğim güne kadar...

O günden sonra zaman su gibi akıp geçmiş , yepyeni deneyimler ve muhteşem dostluklar kazanılmış..

Bu serüvendeki rolümün daha uzun yıllar sürmesini diliyorum..

1.yaşımı kutlamak için kendime bir hediye aldım ; Pastarda artık büyüdü ve yeni adresinde faaliyetine devam ediyor ;




Ben emeklerken yanımda olan ve desteğini hiç bir zaman eksik etmeyen diğer blog kullanıcısı arkadaşlarım beni yeni ikametimde de yalnız bırakmayacaksa , onlardan sayfalarında Pastarda 'ya verdikleri linki yeni adresime yönlendirmelerini rica edeceğim..


26 Mayıs 2008 Pazartesi

TÜKKAN'A BLOGGER SHOWEDIIIIIII !!!!!


Efenimmmmmm , geçen haftaların büyük gizlilik içersinde organize edilen velakin son dakikada süpriz olmaktan çıkan :) Fidan'ın baby shower partisi en nihayetinde gerçekleştirildi..



Fikrime destek vererek , tüm hazırlıklar boyunca yanımda olan ve yardım eden sevgili ortağım Esra'ya sonsuz teşekkürler..


Tükkanı ; parti evine dönüştürmemize izin veren , yanımızda olamasa da hazırladığı Baby Shower pastası ile yanımızda olduğunu hissettiren alemin sarı şekerine , tüm o kalabalığa saygıyla katlanan ve yardımlarını esirgemeyen sevgili Sezer'e kocaman sevgiler....





























Tadına doyamadığımız enfes kurabiyeler sevgili Pastacı Kız - Özlem ' den


















Fidan'ı beklerken açlıktan bayılmamızı önleyen minik tuzlu,taze naneli muffinler ve peynirli börekler Esra'dan
















Meşhur bonibonlu kurabiyeler , cüssesine gurban olduğum :) Yasemin'den
















Dereotlu poğaçalar , termal sauna şort hikayeleri ile bloglar alemine taht kuran sevgili Gönül'den
















Tencereden yeni çıkmış nefis zeytinyağlı yaprak sarması sevgili Fadime'den





























Çikolata ve çilek aromalı muffinler bizzat benden
( Tarif ilerleyen günlerde bilare eklenecektir. )


ve resmini çekmeyi unuttuğum havuçlu tavuk salatamız sevgili Eda Suner'den.....


Onca telaşın arasında koştura koştura gelen sevgili Işıl'a ve Müge'ye , geleceğini haber vermeyip hepimizi şaşırtan sevgili Gül ablamıza ve hazırlıklar öncesinde ardı arkası gelmeyen maillerime ve telefonlarıma sabırla cevap verdiğiniz ve partide yanımızda olduğunuz için hepinize tekrar ayrı ayrı teşekkür ederim.

Blogspot sayesinde başlayan arkadaşlığımız böyle bir günde elle tutulan bir arkadaşlığa dönüştürmekten ve sizleri tanımaktan çok ama çok keyif aldım..

Bir sonraki organizasyonda görüşmek ümidiyle....................


****

06 Mayıs 2008 Salı

GÜNAYDIN ! MERHABA ! ÖZÜR DİLEME ! GÜLÜMSEME !

resim " www.pastacipapatyalar.blogspot.com " dan alıntıdır



İnsanın kendisiyle barışık olması gerek önce...

Sabaha gözünü açtığında , aynada gördüğü yansımaya merhaba diyebilmeli gülümseyerek...

Zorunluluk ve sorumluluklarla mücadele ederken , merhabalarla karşılamalı hayatı...

Sevmeli kendini ki benimseyebilmeli sevmenin değerini...

Ve bu değeri paylaşabilmeli , yansıtabilmeli , hissetirebilmeli...

Karşılaştığı asık suratlara , solmuş çiçeklere , kırık dökük harabelere , hayatlara rağmen sesi çıkmasa da tebessümle selamlayabilmeli...

Mücadele etmeyi bilmeli ki ; bir merhabaya engel olanla savaşabilmeli...

Kendi kendine günaydın diyebilmeli ki ; yeni doğan günün aydınlık getirmesi için çabalayabilmeli...

21.yüzyılın ve çağın getirdiği tüm sorunlara rağmen " merhaba " diyebilmeli insan hayata !!!!

Hiçte zor değil !!

MERHABA !!


***


Biraz daha olumlu ve pozitif olabilmek adına sizleri sevgili PastacıPapatyaların yazısına uğurluyor ve sevgili İlkay'ı benide dürttüğü için selamlıyor ve kocaman bir MERHABA !!! gönderiyorum.

***

21 Nisan 2008 Pazartesi

DİŞİ KUŞLAR VE TAZE DAMATLAR KAHVALTISI


Çekirdek ailemin kız tarafı dişi kuşları ve taze damatlarımız , cumartesi kahvaltı sofrasında evimi şenlendirdi.

Annem , teyzem , kayınvalidem , kız kardeşlerim , kuzenlerim , kız kardeşimin eşi , kuzenimin önümüzdeki ay sözleneceği taze damadımız ve tabiiki Arda paşam..



Kahvaltı daveti hazırlıklarına yine birkaç gün önceden başladım.Niyetim bahar konseptine uygun ve poğaça börek gibi çeşitlere yer vermeyerek , kahvaltılıklarla bezenmiş bir sofra hazırlamaktı.
Resimler cumartesi sabahı son hazırlıkları tamamlamak için sabah erken çekildiğinden sofranın son halinden daha yalın duruyor ama içime sinen bir sonuçla ağırladım misafirlerimi.


Sabahın 9:00 unda ofise gelmeden önce , 11 lik topuklu ayakkabılarımla gökte ararken yerde bulduğum tabak takımları ve Bernardo Home dan aldığım runnerlı keten masa örtüsü tam istediğim gibi bahar konseptine uygun oldu.



Kahvaltılık çeşitlerinin sunumuna ağırlık verdiğim sofrada ayrıca daha önce yayınladığım Limonlu Muffinler ve Evcilikimin tavsiyesi üzerine pırasalı lor peynirli muska börekleri vardı.


Muska böreklerinin iç harcı ; lor peyniri ve incecik minicik doğranmış çiğ pırasa.

Uzun şeritler halinde kestiğimiz yufkalara erimiş tereyağı ve az su karışımı sürüyoruz.

Şerit yufkaların üzerine iç harcımızdan koyup üçgen üçgen muska şeklinde sarıyoruz.

Çok az açtığımız musluğun altında sarılmış böreklerimizi nemlendirip , çırpılmış yumurtaya ardından galeta ununa bulayarak , üzeri kızarana kadar fırınlıyoruz.

Kabul ediyorum ; çiğ pırasa ve peynirli börek fikri bende her ne kadar tedirginlik yarattıysa da misafirlerim tarafından tam not aldı.

Muska börekleri teeekkk teekkk sararken adını sık sık zikretmeme !! rağmen fikir için teşekkürler Evcilikim !!

****

03 Nisan 2008 Perşembe

DÜNYAYI GÜZELLİK KURTARACAK

Doctus Bilgi Güvenliği Forumlarının başlattığı ve yakın zamanda yeni bir proje olarak karşımıza çıkmaya hazırlanan "Çocuk istismarını önleme" hareketinin ilk adımı olarak sevgili Serpil beni mimlemiş.

Bu konuda yapılanları ve yapılacakları, herkes Doctus'dan takip edebilir. İnternet üzerinde çocuk istismarının su üstüne çıktığı şu dönemde , internet üzerinden çocuk istismarını durdurmak için önlem almaya çalışan Doctus Bilgi Forumlarını tebrik ediyor ve duyarlı bir birey olarak elimden geleni yapacağıma söz veriyorum.

Mim konusu; Çocukluğunuzdan hatırladığınız ilk şarkı ve şu anda dinlediğinizde hissettirdikleri.


Çocukluğumdan hatırladığım yada hafızamı zorladığımda aklıma gelen birkaç tını haricinde bir şarkı yok...Tek bildiğim gerçek çocuk istismarının , sadece içinde bulunduğumuz yüzyılın sorunu olmaması.Çocukluğuma dair hayal meyal hatıralarım arasında o dönemlerde de bu tip iğrençliklerin televizyonlarda ve halk arasında gündemde olduğu.

Çocuk istismarının içeriği sadece cinsel tacizden ibaret değil ; bununla birlikte çocuğa karşı şiddet ve çocuğun çıkar için kullanılmasıda söz konusu.

Geçtiğimiz sene Malatya Çocuk Yurdunda yaşanan şiddeti televizyonlarda ağlayarak seyretmiş , o an mümkün olsa Malatya'ya gidip mevzuda adı geçen acımasızların yüzüne tükürmek istemiştim.Bu haberin gündemde olduğu hergün aynı hissiyatlarla konuya yaklaşmış ama zaman geçtikçe bu acının yerini gündemde olan başka haberler almış ve zamanla benliğimden silinip gitmişti.

Bu noktada acaba suç sadece bu olayların başkahramanlarında mı diye düşünüyorum ? Millet olarak duyarlı olduğumuzu beyan etmekten başka elimizden ne geliyor yada ne yapıyoruz ? Gündeme geldiğinde köpürüyor , zaman geçtikçede sineye çekiyoruz..

Çalışan insan hakları , yaşam standartlarına oranla bir hayli düşük olduğundan ; birçok kurum ve kuruluş eğitimsiz ve ucuza işçi çalıştırıyor..Bizlerde bu eğitimsiz ve cahil kitleye evlatlarımızı emanet ediyoruz ; okumaları , büyüp adam olmaları ve bir hayat kurmaları için.

Bu da demekki suçlu aramak yerine suçun temeline inmek gerekiyor.Gelirin düşük olmasına , asgari maaş 400-500 ytl lerde seyrederken birçok insanın mecbur bu ücrete çalışmalarına , bu rakamın hiçbir hayat standartını karşılamamasına ve bu yüzden çocukların küçük yaşta eğitimden koparılıp para kazanmak için meydanlara salınmasına , cahil ve eğitimsiz kitlenin hızla artmasına rağmen ; hangi zihniyetle " kadınlara çocuk doğurun çağrısı " yapılabiliyor ??

Fiziksel ve zihinsel hiçbir savunma mekanizması olmayan bu küçücük bedenlerin , iğrenç zihniyetler tarafından kullanılmasına ve kullandırılmasına , sonuna kadar karşıyım..

Doctus'un bu konu ile ilgili her hareketine ; herkesi destek olmaya davet ediyorum ve bu konuda son derece hassas olduğunu bildiğim sevgili Işıl'ı , İlkay'ı , Zerrin'i mimliyorum..

****
***
*

04 Mart 2008 Salı

BİR GARİP HALLERDEYİM ve BİRİKENLER


Fırsat bulupta cevaplayamadığım ama her birini tek tek , tebessümle okuduğum yorumlarınız için teşekkür ederim.

Pastarda hakkındaki düşüncelerimden , Pastarda'nın kurulduğu günden bugüneki süreçte yaşadığım heyecanın yitmesinden dolayı kendimden utanıyorum..

Fakat gerçek şu ki ; Pastarda ile ilgili sorumluluklarımı artık yerine getirmekte zorlanıyorum..Diğer bir göze batan gerçek ise ; Pastarda hayatıma girdiği günden bugüne sürekli kilo alıyorum :)

Heyecanımın kaybolmasına paralel aldığım inanılmaz kilo neticesinde ; arşivimde biriken ama paylaşmaya fırsat bulamadığım tarifleri aktarmaya ve bugünden itibaren , yoğunluğum ve kilom düzene girene kadar Pastarda'yı günlük olarak kullanmaya ve deneyebilirsem değişik diyet tarifleri paylaşmaya çalışacağım.

Aklım Pastarda'yı güncelleyemediğim için huzursuz , vücudum kilo aldıkça şekilsiz ve sağlıksız olurken , sizleri her ziyaretinizde yine eliniz boş geri döndürmemek için bu açıklama kaçınılmazdı.

Tamamen sessizce gözden kaybolmakta mümkündü ama kurulan dostlukları yitirmeyi göze alamıyorum.

Umarım bundan sonrada bana yoldaş olmaya devam edersiniz.

***

Denediğim , lezzetinden ve sunumundan çok memnun kaldığım ve ikram ettiğim kitlece çok beğeni kazanan Renkli Patates Salatasını ve Kısırı , sevgili Ufuk'un tarifi ve sunumu ile denedim..Sonuç ; mükemmeldi !!! Tariflere verdiğim linklerden ulaşabilirsiniz.


29 Ocak 2008 Salı

GEÇİYORDUM ; UĞRADIM .....

& & &

Özledim bloğumun kokusunu özledim
Özledim sımsıcak bloggerleri özledim
Özledim ziyaretleri o yorumları özledim
Bitmedi işlerim yoğunluğum bitmediiiii !!!

& & &

Camdan yağan karı seyre dalmışken , huzur içinde yakaladığım bir kaç dakikalık boşluğu değerlendirmek , " buralardayım " diye ses vermek adına ; kısa bir geçen zaman değerlendirmesi yapmak istedim..

Yoğun günler devam ediyor..

26.01.2008 - Cumartesi günü ; yaklaşık 200 kişinin gelip geçtiği , ofisin botanik bahçesine döndüğü ve şık bir kokteyl ile oldukça hareketli bir açılış yaptık.

Amma velakin ben hala eski çalıştığım firmanın tasviye işlemleri ile debelendiğimden , yeni ofisimde icraate başlayabilmiş değilim orası ayrı mevzu..Sanırım bu gidip gelmeler , bir oraya bir buraya koşturmalar aşağı yukarı 1 hafta daha sürecek.

Bilişim ve teknoloji anlamında her türlü donanım ve hizmeti sunacağımız ofisimizin reklamını ilerleyen günlerde yapacağım ve hayırlı olsun ziyaretlerinizi dört gözle bekleyerek , şeref duyacağım :)

Efeniiimmmm !! Bu arada ben boş durmadım..Birde davetli ve gönüllü örtmen olaraktan Mutfak Okulu'na konuk oldum..

Sevgili Zerrin'in prodüksüyonunu üstlendiği bu projenin ; mutfakta yeni olanlara çok faydalı olacağından eminim...Lezzetli ve pratik tariflerin , detaylı bir şekilde adım adım resimlerle yayınlandığı derslere bir göz gezdirmeden geçmeyin..

Mutfak Okulu Ders-3 te tarifini verdiğim " Fırın Makarna " yı şiddetle tavsiye ederim..




Bir süre daha sizleri sessiz sessiz takip edeceğim..

Gidişim suskun olmuştu ammaaaa dönüşüm muhteşemmmm olacakkkkkkkkkk !!!

***





17 Ocak 2008 Perşembe

İÇTEN BİR DOST


Sürekli görüştüğüm , konuştuğum ve dertleştiğim ama yüzünü resimleri dışında hiç görmediğim , buna rağmen kendimi çok yakın hissettiğim , güvendiğim , değer verdiğim , saydığım ve çok sevdiğim bir dost kapımı çaldı bugün.

Artık yaşlandım , yoruldum desede yüzüde , gözleride ; yeni nesil gençlere taş çıkartacak kadar neşe ile ışıldayan bir dost.

Ziyaretine eli boş gelmeyecek kadar kibar , nazik ve ince düşünceli..

Kendisi kadar olgun ve sorumluluklarını bilincinde kızı ile..

Bu yürekten dost ; makaronların sultanı " IŞILCA TATLAR "

Şanı , Anadolu yakasını sarmış makaronlarının tadına bakma şerefine nail oldum en nihayetinde !!

Bunca telaşının üstüne planlayıp banada uğradığın , neşeme neşe kattığın , hayatımda olduğun için tekrar sonsuz teşekkürler..



14 Ocak 2008 Pazartesi

14 OCAK !!!!

Birde unutmuşum ; bugüne özel bir şarkım vaaaarrr ....

İİİKKİİİİİ DOĞDUMMM BENNNNNN !!!
İİKKİİİİ DOĞDUMMMM BEEENNNNNN !!!
İİKİİ DOĞDUM İİKİİ DOĞDUM !!!!
MUTLU YILLAARRRR BANAAAAAAAAAA !!!!!!




23 Kasım 2007 Cuma



Blog ailesi bir ferdini kaybetti..

Hepimizin başı sağolsun..

Allah sevenlerine sabır ve dayanma gücü versin.

Mekanın cennet olsun Esra...

Allah rahmet eylesin...


***

ESRA ' nın TAZİYE DEFTERİ

***

02 Kasım 2007 Cuma


EĞER AKIŞINI DEĞİŞTİREMİYORSAN HAYATININ , OLDUĞU GİBİ SEVMEYİ DENE !

Çalışan tüm annelerin zaman zaman içine girdiği bir buhran ; monotonluk... Kışın kendini hissetirmeye başladığı , havanın karartısının kimi zaman ruhumuza tesir ettiği , yağışların hüzün getirdiği , iş - ev - sorumluklar üçgeninin daha daraldığının hissedildiği ve monotonluk buhranın sık sık kapıya dayandığı bu dönemlerde ; en çok KENDİMİZE ihtiyacımız var.

Ve benim bu tip dönemlerde , ruhumu paklamak için oynadığım küçük Polyanna oyunlarım var.Yakın bir dosttan şu aralar aldığım negatif elektrik , oyunumun detaylarını sizlerle paylaşmam gereken zamanın , bu mevsim doğru zaman olduğunu hissettirdi.

Aslında çok basit ; kural yok...Bu oyun sizin oyununuz ve yapmanız gereken tek şey , karşınıza çıkan her karartıya karşı bir ışık yakıp , gölgesinde sizi mutlu edecek şeyleri aramak !


* Kış mevsimi karanlıktır ; ama içimizdeki ışığı en iyi görüp yönetebileceğimiz ortamda karanlıktır !

* Kış mevsimi yağışlıdır ; ama etrafımızdaki tüm pislikleri el değdirmeden alıp götürende yağıştır !

* Kış mevsimi soğuktur ; sık sık titretip bizi kendimize getiren ve daha dinç kalmamızı sağlayanda soğuktur !

* Çalışan anne kimliği zordur ; ama tüm zorluklarına rağmen , tüm bu telaş içinde yinede hayatın hiçbir anını kaçırmamamıza vesile olur ! İş hayatımızı , yuvamızı , çocuğumuzu ve kendimizi eşdeğerlerde büyütürüz !

* Hiçbir hayal , kurulduğu anda gerçekleşmez.Onu inşaa edebilmek için sabır ve çaba gerekir.Bu yolda ilerlerken sarf ettiğimiz çaba ve sabır erdemdir , öğreticidir !

ve benim temelim ;

HİÇBİR ŞEYİ KAYBETTİĞİN İÇİN ÜZÜLME ; BİR SÜRELİĞİNE ONA SAHİP OLABİLDİĞİN İÇİN ŞÜKRET !

Aslında bize sunulan iyi yada kötü herşey , hayatımızın bir parçası...Bunalıp isyan etmek yerine , kabüllenip keyif almaya bakın !!!!!!!

***

Bugün tarif yok , düşünmeye davet ediyorum sizi ; buyrun sizde paylaşın KADIN olmanın getirdiği buhranları ve kendinizce çözümleri..

***

22 Ekim 2007 Pazartesi

Söylenecek çok şey var ama .....

Ama ben sadece bu akşam saat 21:30 da ışık söndürme eylemine katılacağım , onlarca genç yiğidimizin evlerine ezeli karanlık çökmüşken !!

Allah , bu hain saldırıda , yuvasına yüreğine kor düşenlere dayanma gücü versin...

Şehitlerimizin mekanı cennet olsun...

" Türkiye'nin saygınlığı tehdit altındadır " diye beyanat veren devlet büyüklerine !!! serzenişim ;

Türkiye'nin saygınlığı değil ;

TÜRK İNSANIN CANI TEHDİT ALTINDADIR !!!

.....................................................

11 Ekim 2007 Perşembe

MUTLU BAYRAMLAR



HEP BİR ARADA

SEVGİ DOLU VE HUZURLU

NİCE BAYRAMLAR GEÇİRMEK DİLEĞİYLE

ŞEKER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN


***


Nasıl geçti habersiz o çocukluk yıllarım
Bazen bayram oldu bazen içli bir buhran
Her anını eksiksiz dün gibi hatırlarım
Ellerden öpüp cebimde durur harçlığım

Hani o sandalyemin arkasına astığım bembeyaz elbisem
Hani o bayram telaşları
Hani şekerler mendiller
Bin bir değerli ziyaretler
Nasıl beklerdik heyecanla bayramı

Ben hala o günleri çok ama çok özlüyorum
Sanki eski bayramlar geri gelecek gibi
Hala aynı hevesi kalbimde taşıyorum
Ama biliyorum eski tadı kalmamış gibi

Hani o sandalyemin arkasına astığım bembeyaz elbisem
Hani o bayram telaşları
Hani şekerler mendiller
Bin bir değerli ziyaretler
Nasıl beklerdik heyecanla bayramı
***
PASTARDA ' dan bayram hediyesi..
Eski bayramların tadı hep damağımızda kalsın
***

09 Ekim 2007 Salı

187/1 MİMLENMİŞİM !!

Çiçeği burnunda anne , sevgili Pınar tarafından mimlenmişim.

187/1 mim ; en yakınınızdaki kitabın 187.sayfasının ilk cümlesini bloğa yazmakla ilgiliymiş..

Mimlendiğimi farkedince , şöyle bir bakındım etrafıma ; dosyalar , evraklar , dış yazışmalar , bültenler , dergiler , tanıtımlar vs. hiçbirinin 187.sayfası yok.187.sayfası olabilecek ilk kitap patronumun masasındaki ; din-dil-ırk-soykırımlar ; saygı duyarım ama ne kitabın adını nede 187.sayfanın ilk cümlesini burdan beyan ederim..Afaroz edilme korkusu :)

Mim sayesinde farkettim ki , doğum yaptıktan bu yana tam 2 yılı aşkın bir zamandır kitap diye nitelendirilebilecek hiçbir şey almamışım , okumamışım...Oysa ben bir Cezmi Ersöz tutkunuydum..Peki ya noldu..Neden bıraktım..Bilmiyorum..Vakitsizlik mi ? İhmalkarlık mı ?Hiçbir fikrim yok !!?!??!

Pınar'ın mimlemesi üzerine , şöyleeee bir silkelendim kendime geldim...Bir koşu gittim en yakın kitapçıya...


- Cezmi Ersöz ?

- Kalmadı elimizde !!??

- Nasıl kalmaz yahu !! tek bir kitap değil ki adam , 10 larca kitabı var..

- Kalmadı hanfendi..........


Hüsran..Oysa mimi bahane ederek yeniden başlayacaktım..

Boynum bükük , rafları dolaşırken ; 1950 yılında İtalya'nın en saygın edebiyat ödülü Strega'ya layık görüldükten sadece birkaç hafta sonra otel odasında intihar eden Cesare Pavese ' nin yaşamının son 15 yılında tuttuğu günlüklerden oluşan Yaşama Uğraşı adlı eseri geçti elime..

Bu büyük yazarın iç dünyası , sanat ve edebiyatla ilgili düşüncelerinde keşfe çıkmak adına alıverdim kitabı...




Sayfa 187 / Cümle 1

" Senin düşünceye dalma dediğin şey ( kendi şiirsel özelliğin ) deneysel düzeyden şiirsel düzeye geçiştir.


Evrimin , tohumdaki ani değişmeler yoluyla ilerlediği , daha sonra doğal seçilme yoluyla korunduğu varsayımı , senin şu yaşantınla örtüşüyor : İç yaşam bir düşünceden ötekine gelişme yoluyla değil , ani sezgilerle gerçekleşir ; yalnızca sonradan bu sezgilerin daha önceki sezgilere bağlı olduğunu keşfeder ve onları koruruz. "




Pınar'a , beni mimlediği ve yeni bir keşfe doğru yelken açmama vesile olduğu için teşekkür ediyor ve Sevgili Fidan'ı , Özlemhan'ı ve Ebru ' yu mimliyorummmm !!!

04 Ekim 2007 Perşembe

ÇAYA DAVET ETKİNLİĞİ İÇİN SON ÇAĞRI

İPTAL EDİLMİŞTİR !!

.................................................................................................




27 Ekim 2007 – Cumartesi GÜNÜ DÜZENLEMEYİ PLANLADIĞIMIZ ÇAYA DAVET – BLOGLAR ARASI BULUŞMA ETKİNLİĞİ , SEVGİLİ BLOGCU DOSTLARIMIZIN KATILIM YOĞUNLUĞUNDAN !! DOLAYI ASKIYA ALINMAK ÜZERE..

ÇOĞUNLUK SAĞLANABİLİRSE ŞAYET REZERVASYON YAPABİLMEMİZ İÇİN KATILACAK OLAN ARKADAŞLARIN BİLGİ VERMELERİ ÖNEMLE RİCA OLUNUR.




DAVET DETAYLARI İÇİN TIKLAYINIZ...